Kas
26

mom-and-happy-babyBebek İsmi Seçmek

Anne baba olduktan sonra en ciddiye alınması gereken görevlerden bir tanesi de çocuğunuza isim seçmektir.Bebeğin ismini seçerken  siz onun geleceğini şekillendiriyorsunuz.Bebeğinizin ismi çocuğunuzun kişiliğinde geleceğinde ve kaderinde en önemli konulardan biridir.Bu konuda daha fazla makaleyi ileriki günlerde eklenecek makalelerde bulabileceksiniz.

Bebeğinize dengelenmiş ve analiz sonrası isim vermenizin faydaları.

Kendi  içsel hedefini daha net ifade edebilmesini sağlar

Uyumlu bir zihin yapısı ile potansiyelinin gerektirdiği noktaya gelir.

Daha mutlu olur ve kendisini daha iyi ifade eder

Pozitif etkiler içeren ismin etkisi ile daha sağlıklı olur.

Analiz yaptırmak için üst menüden analiz istiyorumu tıklayınız.

Kas
26

hiç görünen gizli güç olur mu dediğinizi duyar gibiyim

adsızzzzzzz

olur olur.. bakalım mı hep birlikte nasıl olur muş? 112

adsızzzz

Başkalarının mutluluğundan kendine pay çıkaran insan, en mutlu insandır.
Goethe

Kendimizi ve gücümüzü keşfetmek, istediğimiz gibi mutlu, huzurlu, Başarılı hayatlar yaşamak için yürüdüğümüz bu yolda hepimizin ortak paydada buluşarak bilgi alışverişi yapabileceğimiz, koşulsuz sevgi bilincini deneyimleyebileceğimiz paylaşma alanları çok önemli.

eğitimlerimize katılanlara ya da sohbet ettiğim dostlarıma sık sık hatırlattığım pek çoğunuzun da bildiği bir hikayeyi tırnak içinde anımsatmak istiyorum;

“Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun’un hikâyesini… Pasifik Okyanusu’nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.

1952′de Koshima Adası’nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo’nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958′in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.

Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor! w00t21 w00t21

Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları… Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor. w00t21 w00t21
Yani, “Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.

Ama “bilenlerin” sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha “yeni yol”a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası… 47

“Yüzüncü Maymun Fenomeni”, Duke Üniversitesi’nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniliklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların… Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. “Yüzüncü Maymun” belki de sizsiniz.

adsızzz

100. maymun’da olduğu gibi bizler bu yolda Başarılı bir şekilde kendimizi istediğimiz seviyeye çıkarttıkça daha mutlu ve huzurlu bir dünyanın oluşabilmesine katkı sağlamış olacağız.

bunun olması için farkındalığımızı arttırarak bizi istediğimiz yaşamı yaşamaktan alıkoyan bilinçaltı kodlamalarımızı değiştirmemiz gerekmekte..

Basit fakat bir o kadar da etkili olduğunu deneyimleyeceğiniz bu çalışma da yaşamınızı oluşturan kodlarımızın dilimize nasıl yansıdığının farkındalığını kazanmış olacağız.
Kullandığımız kelimeler sadece bir ses değil çok büyük bir güçtür. Kendimizi ifade etme, iletişim kurma gücü.

Peki, iletişimi neden kurarız?

Onlarca anlamı olan iletişim kelimesini yaşamlarımızda en çok isteklerimizi gerçekleştirmek için taleplerimizi karşı tarafa bildirmek anlamında kullanırız.. işte bunun için kelimeler bizim için büyük bir güçtür. Kelimelerimizle düşünür.. kelimelerimizle yaratırız.. bu büyük güç tıpkı iki tarafı keskin bir bıçağa benzer.

Örneğin tek bir sözle; karşınızda ki insanı mutlu edebilir.. yine tek bir sözünüzle karşınızda ki insanı bedbaht edebilirsiniz..

Şimdi kendinize bir sorun; elinizde ki bu gücü hem kendiniz hem başkaları için ne şekilde kullanıyorsunuz?

Liderlerin tek bir sözü ile büyük kitleler savaşlara katılabilir ya da barışı ve sevgiyi yayabilir.. Og Mandino.. Mevlana ve Hitler de buna örnektir..

Bizlerle kendi yaşamlarımızda başta kendimiz olmak üzere etkileşimde olduğumuz kişilerin liderleriyiz. Bir kelimenin gücünü anladığınızda ağzınızı her açtığınızda çıkan etkili gücün farkına varırsınız..

Zihinlerimiz verimli topraklar gibidir. Sözlerimiz ise ektiğimiz tohumlar. Bu tohumlardan aldığımız ürün ise yaşamın içerisinde ki yaratımlarımız yani ilişkilerimiz, işimiz, sağlığımız v.b.

Ektiğimiz her tohum, yinelenme sayısı kadar güçlenir..
Örneğin bir kere kendime ben çirkinim dersem dünyanın en güzel kadını olsam da içimde bir “ben çirkinim” tohumu taşımaya başlarım.. bunu her yinelediğimde bu tohumlar tarlamda çoğalır karşılık olarak da güzellik tohumlarım azalır.. hasat zamanlarımda topladığım ürünlerde değişmeye başlar.. yaşamımda bana ne kadar güzel olduğumu söyleyen dostlar yerine çirkinliğimi yüzüme vuran insanlar ya da olaylar olmaya başlar..

Her inandığım söz kuvvetlenmeye sonsuz bereketli tarlamda büyümeye başlar..
Bunu bildiğim için ağzımdan çıkan her kelimeye koşulsuz sevgiyi, kendim ve bütünüm için iyi dilekleri yüklerim.

Haydi, şimdi birlikte bu çalışmayı yapalım. Bir ay boyunca ağzımızdan sadece güzel ve iyi olanın çıkmasına izin verelim. Bu harika oyunda bize en yakınlarımızın da eşlik etmesini sağlayalım.

Yalanı değil doğruyu konuşalım.

Dedikodu yapmayalım. Yanımızda olmayan bir insan hakkında konuşurken sadece iyi dileklerimiz dudaklarımızdan dökülsün.

Kendimizi eleştirmeyelim bunun yerine kendimizi her gün daha iyiye daha güzele taşıyacak olan güzel sözler söyleyelim. Ben …. diye kurduğumuz her cümle yaşam kalitemizi belirlemekte. Öyleyse ben dedikten sonra kendimizin dostu olduğumuzu hatırlayalım.

Gerçekleşmesini istediğimiz niyetlerimizle ilgili güzel şeyler düşünelim ve konuşalım. Hatırlayalım ki düşünmek sessiz konuşmaktır. İyi bir işimiz olmasını istiyor olabiliriz ancak gün içerisinde kaç sefer iş bulmanın zor olduğunu, patronların ya da şirketlerin acımasız olduğunu, ekonomik kriz v.b durumları değerlendiriyoruz? Bunun yerine evrende her şeyin bol ve sınırsız olduğunu, yaşamın bereketli olduğunu, herkese her şeyin yeteceğini hatırlayalım. Bu düşüncenizi ve sözlerinizi kuvvetlendirmek içinde etrafınızı incelemeniz yeterli.

Aldığınız her nefes sonsuz ve sınırsızlığın göstergesi değil mi?
Milyarlarca insan her an nefes alıyor ve bu milyonlarca yıldır devam ediyor üstelik sadece insanlar değil.. hayvanlar .. bitkiler de..

Kahvaltıda yediğiniz zeytinin çekirdeğinin içerisinde her yıl hasat zamanında binlerce zeytin verecek bir ağaç yok mu? Aynı durum meyveler ve bitkiler içinde geçerli değil mi?

Bunca bolluğun içerisinde bizi kısıtlayan yokluk bilincinde demirlenmemize sebep olan kısıtlayıcılığımız, prangalarımız kelimelerimiz ve onu kullandığımız alanlarımız değildir de nedir?

Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.

Goethe

Daima kendinizin ve bütününüzün çözümlerinde yer almayı hatırlayın.. en çok neyi konuşursak onun bir parçası oluruz.

Her nefeste her seste yaşamınızın her yeni günde bir öncekinden daha fazla sağlık sıhhat bolluk ve neşe içerisinde geçmesi dileklerimle..

adsız

Ruhum ruhunuzu sevgiyle kucaklar..
Nameste

Shamanic Özlem Şahin

Category: Makaleler  146 Comments
Eki
30
6254_122922953317_776508317_2406834_3117014_n 
 
 
 
 

 

Özlem Şahin
Reiki & Spritual Healing Master
Kuantum Yaşam & Öğrenci Koçu

Katıldığı Sertifikalı Eğitmenliklerden Bazıları:

Kuantum Yaşam Koçluğu
Öğrenci Koçluğu
Nefes Eğitmenliği
NLP
Shamanic Healing (şaman şifacılığı)
Kuantum Nefes
Kuantum Dokunuş
Abundance Prosperity Reiki (bolluk ve bereket)
Kristallerle şifa ve Radyastezi yöntemi
Kundalini Reiki
İmera Reiki
Violet Flame Reiki
Golden Triangle
Takyon…
İsim Analizi Eğitimi
Eğitmen olmasının yanı sıra farklı alanlarda maddi ve manevi olarak öğrenimine devam etmektedir.

Yaşam Misyonu:

Tüm Dünya’da yaygın olmasına rağmen kaderci bir toplum oluşumuzun büyük etkisi ile yaşamlarımızın sorumluluğunu almaktan kaçınıyoruz.. hatta pek çoğumuz böyle bir sorumluluğumuzun olduğunun farkında bile değil..

Bir zamanlar ben de ‘böyle gelmiş, böyle gider’ diyenler takımının üyelerindendim.. yaşamın beni sürüklediği yere doğru gider ‘neden ben’ derdim.. taki kendi gücümü keşfedene.. yaşamımın sorumluluğunu alarak istediğim yaşamı tezahür ettirene kadar..

‘ben başardıysam herkes başarabilir’ felsefesi ile uygulamalarımı bilimsel zeminler üzerinde gerçekleştirilebilir oluşunu, yaşamımın sorumluluğunu almak isteyen tüm dostlarım ile paylaşma yolunu seçtim..

Mutlu huzurlu bir dünya için öncelikle ülkelerin, toplumların değişmesi gerekmekte.. Toplumların değişmesi için bireylerin değişmesi gerekmekte.. Bireysel eğitim, kişisel gelişim bu sebeple yaşantımızın ayrılmaz parçasıdır..

BEN’den, BİZ’e.. BİZ’den, BİR’e doğru olan yolculuğumuzda
Sevgiyle
Özlem Şahin

Category: Biz Kimiz  140 Comments
Eki
29

Akrofonoloji

Eski zamanlarda isimler kişiler için umulan hayat yoluna özgü olarak verilmekteydi. Yıldızların etkileri hakkındaki bilgiler yaşamlarında bunu bir iş olarak seçen öğrenci ve bilge kişilerce akıllı bir şekilde temsil edilmiştir. Bilge kişiler (astrologlar, ruhsal danışmanlar vb.) aynı etkiyi ilave bir araç olarak kavrayarak kendileri de yararlanmıştır.

 

 

İşte bu sanat ve bilimin adı
Akrofonoloji
olarak adlandırılmaktadır.

Akrofonoloji, astroloji’nin başka bir dili gibidir. Tanınmış bir astrolog olan Shirlie 10,000′den fazla kişinin natal haritasını incelemiş ve yıldızlarla kişilerin isimleri arasındaki korelasyonu belirlemiştir.

 

Akrofonoloji geçmişten günümüze gelen oldukça değerli ve şaşırtıcı bilgileri bize sunan isim bilimidir..

Yazılı tarih öncesinde insanlar isimlerini alırken mümkün olduğu kadar yaptıkları işlere göre adlandırılırlarmış..
Örneğin; avcılık yapanlar avladıkları havyaların isimlerini alırken, bayanlar ise genel olarak tabiatın içerisinden isimleri kullanırlarmış..

Özellikle şamanlar isim üzerinde oldukça fazla durmuşlardır.. Şaman rahipleri isim seçerken o insanları görüp kapasitelerine göre isim vermişler.

Orta Asya’da Türklerin isimleri çok dikkatlice seçilmiştir. Üstelik bu isimler o insanların mutluluklarına mutluluk katmasına sebep olmuştur. Orta Asya Türkleri çok uzun ve mutlu yaşarlar ve bunu da koydukları isimlere bağlarlar.

Bu bilgilerin ışığında dünyada yıllardır süren okültizm ve ezoterizm çalışmalarıyla paralel olarak isimlerimizin bizlere verdiği enerji çok önemlidir..

Doğduğumuz andan itibaren bize verilen isimle çağrılırız.. Ve her ismimiz söylendiğinde bilinçaltımız söyleneni dikkate alır..

İsimlerin ise hem genel olarak taşıdıkları bir anlamları hem de seslerinin ve titreşimlerinin taşıdığı bir enerji vardır..

Bir kişinin ismi ve soyismi incelenerek genel olarak yaşam haritası çıkartılabilmektedir..

Yaşamında tamamlamak istediği alanlarla ilgili olarakda yükseltici isim çalışmaları yapılmaktadır… Bu isim çalışması kişinin ve hatırlayabildiği noktaya kadar soyağacına bağlı olarak yapılır ..

astroloji biliminden de yaralanılarak yapılan bu çalışmada yeni isim oluşturulmadan önce bir nevi horoskop haritasına benzeyen detaylı bir harita çıkartılarak ön hazırlık yapılır..

ve eksik enerji yeni isimle tamamlanır..

Böylelikle kişi yaşamın içerisinden kendi ihtiyacı olan enerji ile uyumlu hale gelir.. Bu aşk.. para.. kariyer.. gibi farklı alanlarda olabilir.. Tüm inanç sistemlerinde görülen kutsal metin, dua ve kelime tertiplerinin kullanış gayesi düşünce dalgaları ve sesin meydana getirdiği yüksek tesirlerden faydalanabilmek amacını taşır.

 

Etnoloji ve Teozofi araştırmacıları bunu majik bir uygulama olarak ele alarak adına “ses majisi” derler. Dini kültürdeki adı ise okuma’dır. Dünya üzerindeki en eskisinden en yenisine kadar bütün mistik ve ezetorik kültürler bu bilgiyi kullanmışlardır.

Bu seminerde öğrenecekleriniz;

Kullanmakta olduğunuz isminizin sunduğu avantajlar ve dezavantajlar bireysel çalışma ile ücretsiz olarak yapılacaktır..

Yükseltici sembolünüzün ne olduğu belirlenecek ve yaşamınızda nasıl kullanmanız gerektiği anlatılacaktır..

Yazı analiziniz yapılırken kendinizi yeniden keşfetmenin keyfini yaşayacaksınız..

Arkanızda bıraktığınız en değerli iziniz olan imzanız incelenecek, gerekli görülürse neden ve nasıl değiştirmeniz gerektiği konusunda bilgilendirileceksiniz..

Seminerlerimiz de bireysel olarak yapılacak olan şu anki isme ve soyisme ait olan analiz çalışması ücretsizken yeni isim çalışması ücrete tabiidir..

Ayrıca yükseltici isim çalışmasına konuyla ilgili olarak kişiye özel hazırlanmış olan subliminal çalışma hediye olarak verilecektir..

Category: Makaleler  173 Comments